Babamın suçu darbeye karşı koymak

Tunus’ta siyasi mücadele kızışırken, meclisi fesheden Cumhurbaşkanı Kays Said’in hukuk dışı uygulamaları yoğunlaşıyor.

En son “iç savaşı kışkırtmakla” suçlanan Nahda Hareketi lideri Raşid Gannuşi gözaltına alınıp tutuklandı.

Yeni Şafak gelişmeyi Gannuşi’nin kızı Dr. Yusra Gannuşi ile görüştü.

Yusra Gannuşi, babasının iftar sofrasından sivil görevlilerce alındığını ve uydurma delillerle tutuklandığını anlatıyor. “İç savaşı kışkırtma” suçunun cezası ise idama kadar gidebilir. Muhalefetten birçok isim gözaltı furyasından nasibini almış.

Tunus’ta Gannuşi’nin gözaltına alınması ile ilgili son durumla başlamak isterim.

Bugün babamın tutuklanmasının üzerinden 10 gün geçti. Ramazan’ın 27. günü iftar etmeden kısa süre önce gözaltına alındı. Yüz kadar güvenlik görevlisi vardı baskında. Bunların yarısı eve girdi ve 2 saat boyunca anne babamın tüm eşyalarını karıştırdılar. Babamın kağıtlarına, şahsi güncesine, telefonuna ve elektronik eşyalarına el koydular. Babamı alıp götürdüler. Lavina’daki Ulusal Muhafızlar Karargahına götürdüler. Avukatlarıyla irtibat kurmasına müsaade etmeksizin orada 48 saat tuttular.

Ulusal Kurtuluş Cephesi merkezindeki açıklamalarını çarpıtarak iç savaşa çağrı ve kışkırtma suçlamasıyla dokuz saat sorguladılar. İddia makamı bunun babamın sızdırılmış bir videosu olduğunu iddia etti. Bu doğru değil. UKC’de konuşmuştu. Konuşma Facebook’ta canlı yayınlanıyordu. Üzerinde oynanmış video ile babamın açıklamalarını çarpıttılar. Gözüken o ki yargıç, babama, devlet güvenliği aleyhine komplo, suçlaması için talimat almıştı. Malumunuz üzere babam Kays Said döneminde 10 kere çeşitli uydurma suçlardan ifadeye çağrıldı. Birlik ve demokrasi karşıtı Kays Said’e muhalefette en önde gelen ses olduğu için, bütün bu yasal işlemlerin babamı rahatsız etme, gözdağı verme, şeytanlaştırma amaçlı olduğu açık.

* Babanızla tutuklandıktan sonra irtibat kurabildiniz mi?

Başlangıçta avukatlarına erişme izni vermediler. Sonra avukatları ile görüşebildi. Pazartesi günü (24 Nisan) annem ve kız kardeşim ziyaret için uğraştılar ama izin alamadılar. Sonunda annem dün (27 Nisan) görüşmeye muvaffak oldu.

Babam orada yetkililere, artık, zaten hapiste olduğu için, kendisi aleyhine bitip tükenmek bilmeyen uydurulmuş saçma suçlamalarla ilgili celplere icabet etmeyeceğini bildirdi.

SUÇLAMA İDAMA KADAR GİDEBİLİR

Babamın duruşma öncesi tutukluluk süresi 14 aya kadar uzayabilir. Bu suçlama ne kadar uydurma ve siyasi motivasyonla yapılmış ise de özünde oldukça ciddi bir suçlama ve ölüm cezasına gidebilecek kadar şiddetli ceza içeriyor. Bu suçlama babamla birlikte 20 kişi aleyhine yöneltildi. Muhalefetten 30 kişi gözaltında. Bazıları Nahda Partisi yöneticileri; iki başkan yardımcısı ve diğer önde gelen yöneticiler. Aynı şekilde diğer siyasi parti liderlerinden, STK aktivistlerinden ve gazetecilerden de gözaltılar var. Tüm bu kişilerin gözaltına alınması sebebi ise: Darbeye muhalefet, muhalefeti birleştirme ve Kays Said diktatörlüğüne karşı bir alternatif ortaya koymak.

* Kays Said’in “yargı darbesi”ni mi kastediyorsunuz?

Birlik ve demokrasi aleyhine darbeyi kastediyorum. 21 Temmuz 2021’den beri yapılanları kastediyorum. 25 Temmuz 2021, Tunus Devrimi’nden sonra inşa edilen tüm kurumların yıkıldığı tarih.

Söz konusu darbe, meclisin askıya alınması ile başladı. Meclisin feshedilmesi ile sürdürüldü. Tunus’un tüm temsilcileri arasında yıllar süren diyalog ve iş birliği neticesinde yazılan anayasanın askıya alınıp yerine Kays Said tarafından yazılan ve mutlak gücü kendisine veren sözde anayasa koyularak tamamlandı. Bağımsız yargının yok edildiğini gördük, Kays Said, Bağımsız Yüksek Yargı Konseyi’ni de askıya aldı.

KAYS SAİD’İN HİÇBİR KARARI YASAL DEĞİL

Aynı şey Tunus’taki tüm seçimlere vaziyet eden Bağımsız Seçim Komisyonu için yapıldı. Yolsuzluk Önleme Komisyonu’nun ve her bir demokratik kurumun feshedildiğini de gördük. Şimdi, Tunus’ta, kanunun üstünlüğü yok, kuvvetlerin ayrılığı diye bir durum da yok; yürütme, yasama ve yargı.. her şeyi Kays Said kontrol ediyor.

Dolayısıyla bu açıkça bir darbedir. Kays Said’in verdiği her karar anayasal değildir. Kanun dışıdır.

Meclis darbeye karşı çıktı

Darbe sonrasında çeşitli partilerden meclis üyeleri online toplandı ve Kays Said’in kararlarının tamamını kanun ve anayasa dışı olarak niteleyen önergeyi oylayıp kabul ettiler. Afrika İnsan ve Kişi Hakları Mahkemesi de aynı kararı verdi. Dolayısıyla, Kays Said ekolünün Tunus’ta demokrasiye karşı durduğu ve bizi diktatörlük ve tek adam hakimiyetine götürmede kararlı olduğu gerçeğini kimse inkâr etmiyor.

* Gannuşi’nin tutuklanması ile ilgili Tunus içi ve dışından gelen tepkiler nasıl?

Demokrasinin, İslam ile demokratik değerlerinin uyumunun, özgürlük ve insan haklarına saygının en önde gelen savunucularından olan babamın tutuklanmasına birçok yerden kınama geldi. Yoğun şekilde destek ve dayanışma mesajları verildi.

Dünya liderleri ciddi endişelerini bildirdiler. Ancak, bunlar yeterli değil. Darbeden bu tarafa iki yıldır yine endişeler dile getiriliyor, ama, Kays Said bunlara kulak asmıyor. Tunus demokrasisini önemseyenler, bu ciddi endişe açıklamaları dışına çıkmalı ve dayanışmalarını somut adımlarla göstermeli.

* Somut adımlarla neyi kastediyorsunuz?

Biz, siyasi mahkûm aileleri olarak AB’de, ABD’de Kays Said, içişleri bakanı, adalet bakanı, savunma bakanı ve her kim insan hakları ihlallerine karışmışsa, aleyhine dava açtık. Aynı şekilde, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde, Afrika İnsan ve Kişi Hakları Mahkemesi’nde, ulaşabildiğimiz her adli kurumda dava açacağız. Aynı değerlere inanan herkesi de Kays Said’in eylemlerine müsamaha göstermemeye çağırıyoruz.

Kays Said’e yardım sağlayan herkes yardımını sadece Tunus halkına, STK’lara doğrudan verdiğinden emin olmalı. Herhangi bir yardım, eğitim, insan hakları ve özgürlükler şartına bağlanmalı.

Halk sessiz kalmayacak

Kays Said toplum mühendisliğini kendi motivasyonu ile mi yapıyor, yoksa bir dış müdahale de söz konusu mu?

Tunus’un haklara, halkın iradesine saygı gösterilen, halkın temsilcilerinin özgür ve adil seçimlerle iş başına geldiği demokratik bir ülke olmasını istemeyen içeride ve dışarıda güçler olabilir.

Bazı güçler Tunus’un diktatörlükten demokrasiye doğru yönlenmesinden memnun değillerdi.

Diğer taraftan Kays Said geçiş dönemi sorunlarını, kendisinin de kötüleşmesine katkıda bulunduğu ekonomik zorlukları ve pandemi problemlerini istismar etti. Darbeden sonra, Kays Said’in ekonomik kötüleşmeye yol açtığını düşündüğü siyasetçiler ve demokrasiden kurtulma vaatlerine ikna olmuş birileri olabilir. Ancak, o, devrimin tesis ettiği demokrasi, hak ve özgürlükleri rafa kaldırmakla kalmadı, Tunus ekonomisini de çökme durumuna soktu. Binlerce Tunuslu, Kays Said’in başarısızlığından dolayı ülkeyi terk etmeye başladı.

Kays Said’e gelince, bu sorunlarla uğraşmak yerine, tek politikası, muhalefeti şeytanlaştırmak, her suçu muhalefetin üstüne atmak. Ya da yabancı komplolardan dem vurmak, Afrikalı göçmenleri suçlamak.

Şu da var ki, Tunuslular anlamaya başladı. Sadece özgürlükler ve demokrasi değil, temel hak ve hürriyetleri de tehdit altında. Tunus devleti çökme ve iflas tehdidi altında. Tunuslular sessiz kalacak değil.

Muhalefete yönelik gözaltına alma furyasının temelinde de bu var, susmuyorlar: Protesto ediyorlar. Demokrasiyi onarmak, Tunus’un anayasal değil de ekonomik olan acil ihtiyaçlarına çare bulmak için Kays Said’e karşı birlik olmaya çalışıyorlar.

Tunus’ta yanlış giden neydi?

Babanız 2012 yılında Times’ın 100 etkili şahsiyet listesi içindeydi. Aynı şekilde Foreign Policy’nin küresel düşünürleri arasında yer aldı. Tunus’un demokratik dönüşümü esnasındaki uzlaşmasından dolayı 2012’de Chatam House tarafından ödüle layık görüldü. Meclisde çoğunluğu sağlamasına rağmen iktidarı paylaştı. Tüm bunlara rağmen geçiş döneminde doğru gitmeyen ne idi?

On yıllardır süren diktatörlük ve yolsuzluk döneminden demokrasiye geçişin kolay olmayacağı açıktı. Buna rağmen önemli bir gelişmenin sağlandığını unutmamamız gerekir. Tunus’ta demokrasiyi yapılandırmada kayda değer başarı sağlandı, ancak ekonomik kazanımlar o derece değildi ve halkın beklentilerinin altında kaldı; geçiş dönemi zorlukları, Tunus ve bölgedeki sorunlar yüzünden, Avrupalı partnerlerin resesyona girmesinden dolayı, Tunus içi ve dışındaki devrim karşıtları sebebiyle. Yine de Tunus benzer bir krizi 2013’te diyalogla atlatmıştı.

HER ŞEYE RAĞMEN DİYALOG ÇAĞRISI

Biz, her şeye rağmen, diyaloğa çağrıya devam ediyoruz. Babam, darbe öncesi ve darbe sonrasında diyaloğa çağrıya devam etti. Diğer örgüt ve işçi sendikaları diyalog çağrılarına devam ettiler. Tüm bu yaşananlara rağmen, Tunus’un tek çıkış yolu, kimseyi dışlamadan tüm Tunusluların diyaloga girmesi ve Tunus’a demokrasinin geri getirilmesinde. Böylece hepimiz Tunus’un gerçek problemlerine odaklanabiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir